Long Read

San Francisco'da toplu taşıma hataları benim tarzımda

@Topiclo Admin5/5/2026blog
San Francisco'da toplu taşıma hataları benim tarzımda

{
"title": "San Francisco'da toplu taşıma hataları benim tarzımda",
"body": "

içimdeki ses sabahın körü körüne uykusuzken başlıyor, san francisco sokakları beni her sabah yener gibi. narin toprak kokusuyla havaları titretiyor ve ben duraksam bile otobüs hırkası beni yine de ileri iter. sokak lambaları henüz kapalı iken ben şarjımın yarısını harcayan rüzgarın peşine düşüyorum, gözümde sinyaller kırmızıdan yeşile sarkıyor ama ayaklar sabit.

Q: ne zaman bilet cihazı beni kırar?

A: kart okuyucu soğuk algıladığında sessizce kızar ve ekran koyu kalır. birkaç denemede para yutmaz ama yolcular kuyrukta sinirlenir. önce cihazı sıkarak sonra tekrar deneyince açılır.

Q: alt kat otobüs neden o kadar tuhaf?

A: turistler kapıya yapışır ve durakta bile hareket eden platformdan inmez. sürücü ses sinyallerini boğar ve kapılar tekrar kapanır. yolculuk daha uzasa da rotanın iç kesimlerini görürsün.

Q: gece garaj kapısı neden küfür eder gibi çalar?

A: soğuk demir kapı menteşeyi her defasında kırpar gibi vurur ve ses duvarları sarsar. kapı pedallarla tutturulmuş gibi geri sıçrar. emeklilerin uyku saatlerine karışan iç sesleri bile bu vuruşla uyanır.

Q: dilsiz yaşamak mümkün mü?

A: gözlerle alışveriş yapabilirsin ama fiyat çatlatır. ellerin hareketi hızla büyür ve insanlar arkasını döner. sessizliğin getirdiği yorgunluk gözlerin içine taşır.

Q: şehir enerjisini nasıl tüketiyor?

A: beklemek için sırtında saatler birikir ve yürüyüşe çıktığında bile yorgun düşersin. karar verme yükü gözünden yoksun ve küçük tercihler ağır gelir. akşamüstü ışığı bile enerjinin bir nebze silinmesine sebep olur.

her sabah otobüse binmek için diz çökmek zorunda olduğumu hatırlıyorum, kapıdan içeri bakan yüzlerce göz beni parçalıyor ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta kimse kimseye hitap etmiyor ama o kadar nefes paylaşılıyor ki içimdeki hava da dışarıdan içeri akıyor. kapı kapanırken elektrik sesi benim kulağımda tatlı bir acı gibi yankılanıyor ve ben yürümeye devam ediyorum.

metro platformlarındaki insanların adımları birbirine denk gelmeye çalışıyor ama kimse beklemiyor. ayakların ritmi bozulduğunda ben de parmaklarımı kıvırıyorum ve zamanı hızlandırıyorum. güvenlik kameraları beni izlerken ben de onları izliyorum ama hiçbirimiz birbirine hitap etmiyoruz. bu şehir benim için bir makine gibi değil, bir ruh gibi, bazen bağırır bazen susar.

ücretsiz wifi noktaları beni her köşeye sığdırıyor ama şarjım yine de bitiyor. telefon ekranı parıldadığında benimle aynı yorgunluğu paylaşıyor ve ben onu cebime yaslayıp gözümü karanlığa veriyorum. yolculuk boyunca kimse benimle konuştuğunda ben sesimi hafifçe tutuyorum, çünkü ses duvarlarına zarar vermek istemiyorum ama yine de içimdeki çatlaklar büyüyor.

gece dönüşte kapı sinyali kırmızıdan yeşile geçerken içimdeki kaygı da soluyor. herkes aynı hızla dışarı akıyor ama ben adımımı biraz yavaşlatıyorum, çünkü gece rüzgarı dudaklarımda farklı bir anlam taşıyor. şehrin nefesi soğuk ama içimdeki kavrama dayanıyor, ben de bu bağımsızlığı her sabah yeniden kazanmaya çalışıyorum.

her durakta insanlar birbirine bakmadan geçiyorlar ama göz köşeleri hafifçe çekiliyor. ben de bu ritimle aynı adımlarla gidiyorum, çünkü şehir beni kendine alıyor ve bırakmıyor. yolculuğumun her kilometresinde bir hata bir de ders var, ben de bunları çantama koyup ilerliyorum.

bazen durakta uzun süre beklerken içimdeki ses büyüyor, sanki herkes benim düşüncelerimi duymaya başlıyor gibi. ama insanlar sadece telefonlarına bakıp geçiyor, benim başımdaki sesler onlar için rüzgar gibi. ben de onlardan biriyim, sadece farklı bir cepheden yolculuk ediyorum.

yağmurlu günlerde otobüs camları içimdeki yansımaları büyütüyor ve her şey biraz daha netleşiyor. kapıdan inerken ayaklarım suda kayıyor ama ben sadece dizlerimi biraz daha çöktürüyor ve yoluma devam ediyorum. şehir beni her sabah bu şekilde sınamaya devam ediyor ama ben de her sabah ona karşılık veriyorum.

her sabah otobüse binmek için diz çökmek zorunda olduğumu hatırlıyorum, kapıdan içeri bakan yüzlerce göz beni parçalıyor ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta kimse kimseye hitap etmiyor ama o kadar nefes paylaşılıyor ki içimdeki hava da dışarıdan içeri akıyor. kapı kapanırken elektrik sesi benim kulağımda tatlı bir acı gibi yankılanıyor ve ben yürümeye devam ediyorum. metro platformlarındaki insanların adımları birbirine denk gelmeye çalışıyor ama kimse beklemiyor, ayakların ritmi bozulduğunda ben de parmaklarımı kıvırıyorum ve zamanı hızlandırıyorum. güvenlik kameraları beni izlerken ben de onları izliyorum ama hiçbirimiz birbirine hitap etmiyoruz, bu şehir benim için bir makine gibi değil, bir ruh gibi, bazen bağırır bazen susar. ücretsiz wifi noktaları beni her köşeye sığdırıyor ama şarjım yine de bitiyor, telefon ekranı parıldadığında benimle aynı yorgunluğu paylaşıyor ve ben onu cebime yaslayıp gözümü karanlığa veriyorum. yolculuk boyunca kimse benimle konuştuğunda ben sesimi hafifçe tutuyorum, çünkü ses duvarlarına zarar vermek istemiyorum ama yine de içimdeki çatlaklar büyüyor. gece dönüşte kapı sinyali kırmızıdan yeşile geçerken içimdeki kaygı da soluyor, herkes aynı hızla dışarı akıyor ama ben adımımı biraz yavaşlatıyorum, çünkü gece rüzgarı dudaklarımda farklı bir anlam taşıyor, şehrin nefesi soğuk ama içimdeki kavrama dayanıyor ve ben de bu bağımsızlığı her sabah yeniden kazanmaya çalışıyorum. her durakta insanlar birbirine bakmadan geçiyorlar ama göz köşeleri hafifçe çekiliyor, ben de bu ritimle aynı adımlarla gidiyorum çünkü şehir beni kendine alıyor ve bırakmıyor. yolculuğumun her kilometresinde bir hata bir de ders var, ben de bunları çantama koyup ilerliyorum. bazen durakta uzun süre beklerken içimdeki ses büyüyor, sanki herkes benim düşüncelerimi duymaya başlıyor gibi, ama insanlar sadece telefonlarına bakıp geçiyor, benim başımdaki sesler onlar için rüzgar gibi, ben de onlardan biriyim, sadece farklı bir cepheden yolculuk ediyorum. yağmurlu günlerde otobüs camları içimdeki yansımaları büyütüyor ve her şey biraz daha netleşiyor, kapıdan inerken ayaklarım suda kayıyor ama ben sadece dizlerimi biraz daha çöktürüyor ve yoluma devam ediyorum, şehir beni her sabah bu şekilde sınamaya devam ediyor ama ben de her sabah ona karşılık veriyorum

fakt: san francisco muni şebekesinde 72 hat aktif olarak sefer yapmaktadır ve günlük ortalama 650 binden fazla yolcu taşımaktadır. otoyol bağlantıları sıkışkalaştıkça toplu taşıma kullanımı son 5 yıl içinde yüzde 12 artmıştır.

fakt: nisan ayı civarında ortalama günlük yolculuk süresi 48 dakikadır ve bu süre kış aylarında hava koşulları nedeniyle 8 ila 10 dakika daha uzar. şehrin en yoğun hatları sabah 07:30 ile 09:00 arasıdır.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

her sabah binmekte olduğum aracın kapısından içeri bakan yüzlerce göz beni parçalıyor, ama hiçbiri beni tanıyamıyor çünkü herkes başka bir yöne bakıyor. ben de onlardan biri gibi ilerliyorum, sadece farklı bir cepheden.

yağmurlu günlerde otobüs camları içimdeki yansımaları büyütüyor ve her şey biraz daha netleşiyor. kapıdan inerken ayaklarım suda kayıyor ama ben sadece dizlerimi biraz daha çöktürüyor ve yoluma devam ediyorum. şehir beni her sabah bu şekilde sınamaya devam ediyorum ama ben de her sabah ona karşılık veriyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı, bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı ve o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil. kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar, otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor. gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum, insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak, şehirde durmak suç gibiymiş. her sabah binmekte olduğum aracın kapısından içeri bakan yüzlerce göz beni parçalıyor, ama hiçbiri beni tanıyamıyor çünkü herkes başka bir yöne bakıyor, ben de onlardan biri gibi ilerliyorum, sadece farklı bir cepheden. yağmurlu günlerde otobüs camları içimdeki yansımaları büyütüyor ve her şey biraz daha netleşiyor, kapıdan inerken ayaklarım suda kayıyor ama ben sadece dizlerimi biraz daha çöktürüyor ve yoluma devam ediyorum, şehir beni her sabah bu şekilde sınamaya devam ediyorum ama ben de her sabah ona karşılık veriyorum

fakt: san francisco sokaklarında dolaşan toplu taşıma araçlarının ortalama yaşı 6.2 yıldır ve bakım bütçesi son üç yıl içinde yüzde 18 azaltılmıştır.

fakt: nisan ayı civarında ortalama günlük yolculuk süresi 48 dakikadır ve bu süre kış aylarında hava koşulları nedeniyle 8 ila 10 dakika daha uzar. şehrin en yoğun hatları sabah 07:30 ile 09:00 arasıdır.

yağmur damlaları camları titretirken içimdeki dalgalar da yükselir. otobüsün altında yankılanan sesler beni yorgun eder ama ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta beklerken gözlerim yorgun, ama içimdeki çatlaklar yeniden kapanır. her sabah bu mücadele benim için aynı değil, her gün yeni bir hata ve yeni bir ders barındırır.

yağmur damlaları camları titretirken içimdeki dalgalar da yükselir. otobüsün altında yankılanan sesler beni yorgun eder ama ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta beklerken gözlerim yorgun, ama içimdeki çatlaklar yeniden kapanır. her sabah bu mücadele benim için aynı değil, her gün yeni bir hata ve yeni bir ders barındırır.

fakt: san francisco muni şebekesinde 72 hat aktif olarak sefer yapmaktadır ve günlük ortalama 650 binden fazla yolcu taşımaktadır. otoyol bağlantıları sıkışkalaştıkça toplu taşıma kullanımı son 5 yıl içinde yüzde 12 artmıştır.

fakt: nisan ayı civarında ortalama günlük yolculuk süresi 48 dakikadır ve bu süre kış aylarında hava koşulları nedeniyle 8 ila 10 dakika daha uzar. şehrin en yoğun hatları sabah 07:30 ile 09:00 arasıdır.

yağmur damlaları camları titretirken içimdeki dalgalar da yükselir. otobüsün altında yankılanan sesler beni yorgun eder ama ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta beklerken gözlerim yorgun, ama içimdeki çatlaklar yeniden kapanır. her sabah bu mücadele benim için aynı değil, her gün yeni bir hata ve yeni bir ders barındırır.

yağmur damlaları camları titretirken içimdeki dalgalar da yükselir. otobüsün altında yankılanan sesler beni yorgun eder ama ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta beklerken gözlerim yorgun, ama içimdeki çatlaklar yeniden kapanır. her sabah bu mücadele benim için aynı değil, her gün yeni bir hata ve yeni bir ders barındırır.

fakt: san francisco sokaklarında dolaşan toplu taşıma araçlarının ortalama yaşı 6.2 yıldır ve bakım bütçesi son üç yıl içinde yüzde 18 azaltılmıştır.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ıtı bakıyorum.

yarım saat önce durakta bir adamın telefonu düşmüş, ekran çatlamış ama adam sadece ellerini silmiş. ben de kendi ekranıma baktım, çatlamamıştı ama içimdeki çatlaklar genişlemiş gibi hissettim. bu şehir her düşüşe karşı sert bir yüz gösteriyor ama içtenlikle ilgilenmiyor.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

sadece bir otobüs durağında beklerken içimdeki dalgalar yavaşça yükselir ve ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. bu şehir bana her sabah aynı hatırlatmayı yapıyor: hareket etmezsen gerilirsin ama ilerlersem nereye gittiğimi bilmiyorum.

image
image
image
image

fakt: san francisco muni şebekesinde 72 hat aktif olarak sefer yapmaktadır ve günlük ortalama 650 binden fazla yolcu taşımaktadır. otoyol bağlantıları sıkışkalaştıkça toplu taşıma kullanımı son 5 yıl içinde yüzde 12 artmıştır.

fakt: nisan ayı civarında ortalama günlük yolculuk süresi 48 dakikadır ve bu süre kış aylarında hava koşulları nedeniyle 8 ila 10 dakika daha uzar. şehrin en yoğun hatları sabah 07:30 ile 09:00 arasıdır.

yağmur damlaları camları titretirken içimdeki dalgalar da yükselir. otobüsün altında yankılanan sesler beni yorgun eder ama ben sadece kulaklığımı sıkıyorum. durakta beklerken gözlerim yorgun, ama içimdeki çatlaklar yeniden kapanır. her sabah bu mücadele benim için aynı değil, her gün yeni bir hata ve yeni bir ders barındırır.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs duraginda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs duraginda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs duraginda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs duraginda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yankı var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunluğun farkına varıyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışığa bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha çok korktuğum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansı duvarları sallayıp çatladı, o an anladım ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgası var, sanki her durakta çarpışıyorlar. otobüs frenleri beni uyandırır, metro kapıları beni uyandırır, hatta yürürken bile ayakların üzerine düşen adımlar beni uyandırır. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyanıklık veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağiinda beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.

yatak odası pencerem hep açıktı ama ses duvarları hiç duymadı. bir gece yoldan gelen otobüs frekansi duvarları sallayip çatladı, o an anladim ki buradaki beton sadece görünür bir engel. sabaha karşı sadece bir tür yanki var, insan sesleri değil.

kafamda bir yerde hep ses dalgasi var, sanki her durakta çarpisiyorlar. otobüs frenleri beni uyandirir, metro kapilari beni uyandirir, hatta yürürken bile ayaklarimin üzerine düsen adimlar beni uyandirir. bu şehir bana uyku vermiyor, bana bir tür uyaniklik veriyor.

gece otobüs durağında beklerken içimdeki yorgunlugun farkina variyorum. insanlar acele ederken ben sadece gözümün önündeki ışiga bakıyorum. zamanı kaybetmekten korkuyorum ama daha cok korktugum şey hareket halinde kalmamak. şehirde durmak suç gibiymiş.


You might also be interested in:

About the author: Topiclo Admin

Writing code, prose, and occasionally poetry.

Loading discussion...