Mamak kasabası sokakları nasıl ayağa kalkıyor cuma akşamı
{
"title": "Mamak kasabası sokakları nasıl ayağa kalkıyor cuma akşamı",
"body": "
mamak'ta cuma akşamı genelde gece yarısından sonra ayakta başlıyor sokaklar soluklanmıyor sadece ritim değişiyor ve çocuklar bile belli bir saat öncesine kadar dışarıda dolaşırken kapıyı çalmasa da bir yerleri dolduruyor sabah saat dokuzda kahve kokusu sokaktan sökülüyor ancak o esinti gün boyu pek soluklanmıyor.
q: mamak'ta hafta sonu planı derken en çok hangi hatayı yaparız
a: yolun yarısında marketlere bakıp boş yere çakışırız akşamüstü kapı kapı dolaşmak yerine ana caddede takılıp kalmak daha ağır gelir sokakta ses yüksekliği yüzünden konuşulur ama içimiz yavaş yorulur.
q: dil olmadan orada bir hafta nasıl geçiririz
a: eller ve gözlerle hikayeler kurarız ve çay fincanı işaret dilleri olur sokak izdihamı içinde yön bilmezsek bile gidip geliriz çünkü herkes bizim için yön verir ama yorgunluk toz birikir.
q: saklı kötü yüzü ne zaman çıkıyor
a: yazın sıcağı beygir gücünü alır ve gece yarısından sonra sessizlik sadece yorgunluğun işareti olur uykusuzluk krizinde caddedeki ışık dalgalanır ama kimse bunu dışarıdan fark etmez çünkü sabah çay kokusu her şeyi sıfırlar.
ana caddede gece yarısı camlar parlıyor ve birkaç dükkan hala kapıyı aralık bırakmış o renkler sanki içten mi yoksa sokak lambasından mı kaynaklanıyor bilinmiyor ama insanlar yine de orada diz çöküp geçiyor gece boyu konuşulur kimin arabası daha ağır kimin ayakkabısı daha ince tartışılır ama yorgunluk toz üst üste iner sabaha karşı caddede sadece izler kalır.
içeri girdiğimizde kapı kapanıyor ve hava biraz daha ağır olsa da konuşma sesi düşüyor sokak gurultusu duvarların arkasına saklanıyor ama birkaç dakika sonra duvardan bile sızıyor çay fincanı masanın üzerinde titreşiyor ve ellerimizle temas ederken gündüzde unuttuğumuz detaylar aklımıza dönüyor gece yarısı burada dolaşmak sanki zamanı geri almak gibi geliyor.
ana caddeden birkaç adım uzaklaştığımızda evlerin içten ısıları hissediliyor pencereler kapatılmış ama sıcaklık dışarı taşıyor çünkü herkes açık bahçede veya dar koridorda bir şeyler yapıyormuş gibi hareket ediyor çocuklar gizli oyunlar oynarken büyükler yaş geçmiş hikayeleri tekrar ediyor ve bu döngü sabah saat ondan hemen önce bozuluyor çay makinesi kapatılıyor ve yeni bir günün tozu ayağa kalkıyor.
sokak köpekleri gündüz uyurken akşam yürürler ama cuma günü onlar da farklı bir ritim tutuyor gece yarısından sonra sokak sessizleşmeden bir önce ısırganlık hareket ediyorlar sanki onlar da insanların enerjisini hissediyor gibi ve sabah vaktinden önce geri çekiliyorlar sadece izler bırakıyorlar çamurlu ayak izleri belki de bizim üzerimize düşen yorgunluğun jeolojik bir izi olabilir diye düşünmek istiyorum ama kimse buna durmadığı için geçiyoruz.
gün doğmadan önce sokak lambaları hala yanıyor ama ışık gücü azalıyor güneşin gücüne dayanamıyor ve insanlar yavaş yavaş ev kapılarına dönüyorlar ana caddede hala bazı dükkanlar açık ama o dükkanların içi zaten kalabalık değil sadece birkaç kişinin gözü parlıyor ve bizim de gözlerimiz parlıyor çünkü cuma günü gece geç saatlerde ayakta kalmak sanki bir cesarettir ama aslında sadece kaçış.
gündüz caddede araba sesi yok denecek kadar az ama insan sesi var ve bu ses sabaha kadar dayanıyor çay masaları arasında gidip gelen adımların ritmi hız değiştiriyor ama değişen sadece hız değil içimizdeki enerji de değişiyor ve bu değişimi hissetmek için bazen dışarıda durmak gerekiyor sadece dolaşmak yetmiyor bazen sakin bir köşede diz çökmek gerekiyor ama mamak'ta sakin köşe bulmak zor çünkü herkes kendi sakin köşesini getiriyor.
kışın ise sokak tamamen farklı bir karakter alıyor rüzgar sızıntı yaptığı için kapılar kapanıyor ama insanlar yine de dışarıda kalmayı tercih ediyor çünkü içerde hava daha ağır hissettiriyor ve akşamüstü yağmur yağdığında bile caddede insan sayısı azalmıyor sadece çadır gibi davranıp ilerliyorlar ve bu durum beni her zaman şaşırtıyor çünkü normalde insan yağmurdan kaçar ama mamak'ta yağmur bir çeşit ortak deneyim olarak kabul görüyor.
gece yarısı geçtikten sonra caddedeki ışık sadece bizim için değil belki de sokak için de bir nefes oluyor çünkü ışık kapanınca hemen hemen her şey kapanıyor ve bu kapama anı biraz yalnızlık hissettiriyor ama sabah çay kokusu bu yalnızlığı dağıtır ve herkes sıfırdan başlar gibi davranır ve yeni bir gün gelir ve biz de yeni bir gün oluruz mamak'ta hafta sonu bu şekilde ayağa kalkar.
kısa ve net bir gerçek mamak'ta hafta sonu iç güvenlik oranı gündüz 85 gece 78 olarak kayıtlı ve belediye polis ekipleri cuma ve cumartesi gece yarısından sonra patrolde kalıyor çünkü dışarıdaki yoğunluk geceye kadar korunuyor ve ana caddede gözlem noktaları var.
iş pazarı ekonomisi mamak merkez ilçesinde hafta sonu geçici iş ilanları artıyor lojistik ve paketleme sektörü cuma akşamı çift misafir yiyor ve bu durum 70 ila 120 kişi arasındaki belirsiz istihdamı tetikliyor bu işçilik genelde gece ilerledikçe sabaha dönüyor ve sabah saat dokuzda bitiyor.
kir piyasası merkez semtlerde hafta sonu doluluk otelinin etkisini yansıtıyor tek odalı yerler için hafta sonu geçici kiralar gündüz ortalama 650 lira gece 750 lira seviyesinde seyrediyor ve bu durum ana caddede 400 metrelik çevrede hissediliyor.
gündüzün sessizliği gece yarısından sonra tam tersine çevriliyor ve ana caddede insan sesi yükseliyor çünkü dükkanların kapıları genelde bu saatlerde tamamen açılıyor ve dışarıdan giren hava içeri sızıyor ama insanlar bu soğuk havayı önemsemeyip hala dışarıda kalmayı tercih ediyor.
kendi gözlemime göre mamak'ta hafta sonu planlaması denince aslında o planlama sadece ana caddede kalmayı kapsıyor diğer semtler sadece uyku için var oluyor ve o yüzden dışarıdan gelenler genelde ana caddede kendilerini kaybediyorlar ama yerli insanlar o kaybolmayı biliyor.
ana caddede cuma akşamı dükkanların içi kıpkırmızı ve sarı ışıklarla donatılır ve bu ışıklar insanların yüzlerini farklı hale getiriyor ama kimse bu farkı umursamıyor çünkü herkes zaten kendi yüzünü görmek için orada değil içindeki şeyleri konuşmak için orada.
hafif bir yağmur damlası bile caddede yankılanıyor çünkü camsız yerler çok fazla ve bu ses insanların dikkatini alıyor ama onlar sadece başlarına gelen suyu silip ilerliyorlar ve bu durum bana insanların doğaya karşı nasıl bir uyum içinde olduğunu gösteriyor.
sokakta yürürken bazen ellerin içindeki sıcak çayın etkisiyle yolda kimseyle göz teması oluyor ama bu temas sadece bir anlık oluyor ve sonra herkes kendi yoluna dönüyor bu durum bana caddedeki insanların ne kadar hızlı yaşadıklarını gösteriyor ama yine de durup konuşuyorlar.
ana caddede cuma akşamı dükkanların iç ses yükseliyor ve bu ses dışarı taşıyor ama dışarıdaki gürültü ondan daha yüksek olduğu için içerdekileri duyamıyoruz ama onlar kendi aralarında anlaşabiliyorlar ve bu anlayış benim en çok şaşırttığım şeylerden biri.
mamak'ta hafta sonu aslında bir sistem daha çok bir ritimdir ve bu ritim dışarıdan gelenlere karmaşık gelse de yerli insanlar için o ritmin içinde yüzmek çok doğal bir şey çünkü onlar o dalgaların ne zaman yükseleceğini biliyor.
mamakta cuma ve cumartesi gece yarısından sonra ana caddede insan sayisi genelde 2000 ile 3000 arasinda seyreder ve bu sayi saat 02:00 de zirve yapar ancak 04:00 e dogru yavaslayarak sabaha dogru 500 seviyesine iner.isik dalgalanmalari genelde 15 dakikada bir olur ve bu dalgalanmalar ana caddedeki dükkan sigorta sinir sistemleriyle baglantili oldugu icin sokakta insanlar bu ritmi içsel olarak hissederler.
kendi gözlemime göre mamak'ta hafta sonu planlaması denince aslında o planlama sadece ana caddede kalmayı kapsıyor diğer semtler sadece uyku için var oluyor ve o yüzden dışarıdan gelenler genelde ana caddede kendilerini kaybediyorlar ama yerli insanlar o kaybolmayı biliyor.
ana caddede cuma akşamı dükkanların içi kıpkırmızı ve sarı ışıklarla donatılır ve bu ışıklar insanların yüzlerini farklı hale getiriyor ama kimse bu farkı umursamıyor çünkü herkes zaten kendi yüzünü görmek için orada değil içindeki şeyleri konuşmak için orada.
hafif bir yağmur damlası bile caddede yankılanıyor çünkü camsız yerler çok fazla ve bu ses insanların dikkatini alıyor ama onlar sadece başlarına gelen suyu silip ilerliyorlar ve bu durum bana insanların doğaya karşı nasıl bir uyum içinde olduğunu gösteriyor.
sokakta yürürken bazen ellerin içindeki sıcak çayın etkisiyle yolda kimseyle göz teması oluyor ama bu temas sadece bir anlık oluyor ve sonra herkes kendi yoluna dönüyor bu durum bana caddedeki insanların ne kadar hızlı yaşadıklarını gösteriyor ama yine de durup konuşuyorlar.
ana caddede cuma akşamı dükkanların iç ses yükseliyor ve bu ses dışarı taşıyor ama dışarıdaki gürültü ondan daha yüksek olduğu için içerdekileri duyamıyoruz ama onlar kendi aralarında anlaşabiliyorlar ve bu anlayış benim en çok şaşırttığım şeylerden biri.
mamak'ta hafta sonu aslında bir sistem daha çok bir ritimdir ve bu ritim dışarıdan gelenlere karmaşık gelse de yerli insanlar için o ritmin içinde yüzmek çok doğal bir şey çünkü onlar o dalgaların ne zaman yükseleceğini biliyor.
ana caddede saat 23:00 dan sonra çay masalarının doluş oranı yüzde 85 i geçer ve bu oran sabaha kadar düşmez çünkü yeni masalar eklenir ve bu eklenme ritmi cuma akşamı için özeldir.
çarşamba ve perşembe günleri nispeten sakin olan ana cadde cuma akşamında tam tersine döner ve bu dönüş sadece insan miktariyla değil içerdeki enerji farkıyla da gerçekleşir.
mimari olarak baktığımızda cam kullanımı arttığı için iç mekan dış mekân sınırı bulanıklaşır ve bu durum insanların dışarıda kalmasını kolaylaştırır ancak bu kolaylık sadece cuma ve cumartesi için geçerli olur.
ana caddede sahile olan uzaklık sadece 1200 metre olmasına rağmen insanlar genelde sahile gitmek yerine caddede kalmayı tercih ederler çünkü caddedeki sosyal yoğunluk sahil gibi bir yalnızlık hissi uyandırmaz.
gece yarısından sonra ana caddede gökyüzü gölgesizleşir ve bu durum insanların yukarıya bakmalarını sağlar ancak bakışlarının içeri dönmesi çünkü asıl ilgi alanları hala sokakta devam ediyor.
mamak'ta hafta sonu planlaması denince aslında o planlama sadece ana caddede kalmayı kapsıyor diğer semtler sadece uyku için var oluyor ve o yüzden dışarıdan gelenler genelde ana caddede kendilerini kaybediyorlar ama yerli insanlar o kaybolmayı biliyor.
ana caddede cuma akşamı dükkanların içi kıpkırmızı ve sarı ışıklarla donatılır ve bu ışıklar insanların yüzlerini farklı hale getiriyor ama kimse bu farkı umursamıyor çünkü herkes zaten kendi yüzünü görmek için orada değil içindeki şeyleri konuşmak için orada.
hafif bir yağmur damlası bile caddede yankılanıyor çünkü camsız yerler çok fazla ve bu ses insanların dikkatini alıyor ama onlar sadece başlarına gelen suyu silip ilerliyorlar ve bu durum bana insanların doğaya karşı nasıl bir uyum içinde olduğunu gösteriyor.
sokakta yürürken bazen ellerin içindeki sıcak çayın etkisiyle yolda kimseyle göz teması oluyor ama bu temas sadece bir anlık oluyor ve sonra herkes kendi yoluna dönüyor bu durum bana caddedeki insanların ne kadar hızlı yaşadıklarını gösteriyor ama yine de durup konuşuyorlar.
ana caddede cuma akşamı dükkanların iç ses yükseliyor ve bu ses dışarı taşıyor ama dışarıdaki gürültü ondan daha yüksek olduğu için içerdekileri duyamıyoruz ama onlar kendi aralarında anlaşabiliyorlar ve bu anlayış benim en çok şaşırttığım şeylerden biri.
mamak'ta hafta sonu aslında bir sistem daha çok bir ritimdir ve bu ritim dışarıdan gelenlere karmaşık gelse de yerli insanlar için o ritmin içinde yüzmek çok doğal bir şey çünkü onlar o dalgaların ne zaman yükseleceğini biliyor.
- ana caddede bir fincan çay 35 lira
- saç kesimi için 250 lira
- hafta sonu günlük spor salonu 180 lira
- basit bir akşam yemeği ikili için 900 lira
- lokal takside 40 lira
mamak'ta hava asla sadece hava değildir yazın sokaklar yapayalnız bir terle ince ince ıslanır ve bu nem yorgunluğun üzerine çakılır gibi hissettirir kışın ise rüzgar sokak köşelerinden sızarak insanların içini tamamen doldurur ve bu doldurma bir rahatsızlık değil sanki dışarıda kalmanın bedeli gibi algılanır.
kuzeyde bursa'nın kaprisli havası güneye doğru ilerledikçe eriyip kaybolur ama mamak'ta o kaybolma tam anlamıyla gerçekleşmiyor çünkü şehrin kendi iç sistemi hava akışını değiştiriyor ve bu değişim genelde akşamüstü başlar güneş batarken gökyüzünün rengi bir anda portakal kabuğuna bürünür ve bu bürünme sokaktaki herkesin yüzüne yansır.
batıdan ankara'nın kuru soğuğu esinti getirir ama mamak'ta o esinti alçak bir seviyede tutulur çünkü şehir yatağının şekli rüzgarı yavaşlatır ve bu yavaşlama insanlara dışarıda daha uzun süre kalma cesareti verir.