Gaalkacyo'ya İlk Kez Gelenler İçin Rehber: Deniz Kokusu Ve Şiddetin Şiddetli Bir Şehri Anlamak
gaalkacyo, sudan sahil kasabası gibi değil ama sanki. burası 6 derece kuzeyde, somalia'nın kuzeydoğusunda, gulf of tadjoura kıyısında. insanlar burada doğduğunu söylüyor ama benimle dert olmayan, sadece deniz kokusu ve rastladığın herkesin elinin altında bir şiddet büyüsü var. ilk gelişimde kafam karıştı, çünkü bu şehir turizm rehberlerinde neredeyse yok. peki burası gerçekten nasıl bir yer?
q: turizm olarak gaalkacyo ne kadar güvenli
a: resmiyeten güvenli sayılır ama lüks oteline rahatça kalabilirsiniz. yerel halk genelde sizi nasıl tanıdığınızı merak eder.
q: nereden uçar
a: mogadishu havalimanından uçar. sık uçuş yok, haftada bir iki kez var. uçuşlar dolu ama genelde güvenli.
q: gaalkacyo neden popüler
a: denizi turuncu kahve renginde, balıkçılık lezzetli. insanlar burada doğduğu için gururla konuşur. ama kimse sana 'burada doğdum' der, çünkü bu kaba bir şey.
q: yaşam maliyeti nasıl
a: mogadishuya göre daha ucuz ama evler 10 yıl önceki tadilata uğramış. ayda 300 dolar yeterli ama kaliteli ev bulmak zor.
q: ne yemelik
a: balık, pirasa ve kahve. kafelerde filtre kahve var, ama ana meze sahibi değil. yemek için mutfaklara dışarı çık, evde yemek yap.
sokaklar kumlık, ama asfalt yok. arabalar 1980'lerin kalanları, sesi çıkık. insanlar sokakta toplanır, telefon konuşur, denize bakar. ben her sabah aynı kahveyi içtiğim bir kafeye giderdim. kafe sahibi Ahmed, her zaman fazla şeker isterdi. ben de onun yerine Şeker ekirdim, çünkü Türkçe bir kelimeydi.
gaalkacyo çok küçük. 150.000 nüfus. ama şehir gibi davranır. kalabalık değil, sık sık rastladığın aynı 10 kişi var. biri seni selamlar, biri seni sorar 'nereden geliyorsun'. cevap vermezsen de, soru sorsun.
deniz kokusu burada farklı. taze algın, denizde balık olduğunu söyleyen herkesin elinde. rüzgarsız gündüzlere deniz, turuncu bir leke gibi görünür. insanlar bunu 'denizin kanı' diye adlandırır. ben bunu ilk kez gördüğümde gözlerimi kapatıp inledim.
ama şiddet burada yaşarsınız. değil mi? evet, ama sadece bazı sokaklarda. sanaa'dan sonra burası daha sakin. belki de bu yüzden gelip buraya döndüler.
muhtar Ahmed beni 'yabancı' diye adlandırdı. 'senin adın nedir diye sorduğumda, İngilizce gelmedi. belki de burada yaşamak istersen, Türkçe öğrenmelisin. o zaman onlar sana 'kardeş' der.
ben burada üç ay kaldım. her gün aynı şeyi yapardım: kahve iç, denizi koyalım, sokakta dolaş. sonra bir gün, bir balıkçı olarak tanıdığım Mehmet'le konuşmaya başladım. o, 20 yıl burada yaşadı. 'burada yaşamak için sessiz olmak gerekir. başkalarının dertlerini duymak kolay. ama onların çayrını eksik etmektir zorunda olursun.'
insanlar burada iki şey yapar: denize bakar ve kahve içer. denizde balık tutar, ama asla yemez. balıkçılar, denizde doğan bir şeyi yakalarsınız diye düşünür. aslında balıkçılık burada bir sanat. her balık, bir hikaye. her hikaye, bir şiddet. her şiddet, bir kahve.
ben burada yaşarken, insanların sessizliğini öğrendim. normalde konuşkan bir yerde yaşarsanız, burada başkalarının dudaklarından gelen sessizliği duyarsınız. bu şehir, konuşmak yerine, dinlemek için doğmuş.
gaalkacyo'da yaşam maliyeti çok düşük. ama maliyet düşük değil, insan maliyeti yüksek. herkes bir şeyi ödemek zorunda. komşu olursan, komşunun dertlerini ödersin. dost olursan, dostun mutluluğunu ödersin. bu yüzden burada yaşamak, sadece para değil, kalbinizi de öder.
geçen yıl burada yaşayan bir Fransız, 'burada yaşamak, kalbinizi açmak gibidir' dedi. ben ona katılmadım çünkü o, Türkçe bilmediğim için. ama bugün, onun sözlerini anlıyorum. burada yaşamak, kalbinizi açmak değil, kalbinizi korumak demektir.
- kahve: 0,5 dollar
- berber kesimi: 2 dollar
- jim: 5 dollar
- ortalama randevu: 3 dollar
- taksi (10 dk): 1 dollar
weather: güneşli günlerde 35 derece, ama deniz esintileri serinler. kıyıda rüzgar 15 km/saat. en iyi zaman nisan-mayıstır. o zamanlar deniz turuncu renkte, rüzgarsız ve güneş 45 derece değil, 30 derece.
yakin şehirler: mogadishu 300 km güneyde, bosaso 200 km doğuda. ama burası daha sakin. mogadishu'da araba sesleri, burada deniz sesleri. mogadishu'da kalabalık, burada sık sık boşluk. mogadishu'da şiddet, ama burada sadece sokaklarda.
gerçek: turizm rehberlerinde yazıyor 'gaalkacyo güvenli bir turist destinasyonu'. ama gerçek, burası hiçbir turistin gelmediği bir yer. sadece yerel insanlar ve kaçmak isteyenler gelir. ben burada ilk kez geldiğimde, bir turistin bile olmadığını gördüm. belki de bu yüzden gerçek.
her sabah 6 daireye kadar balıkçı çıkar denize. deniz, onların beyaz kayıklarını kapatır. ben de onlara bakarım. biri beni gülümsemek için yeterince uzak değil. gülümsemek, burada bir dilim. dilim, burada bir şiddet. şiddet, burada bir kahve.
ayşe, komşum, her akşam beni uyarır: 'gece yatağa gitmem lazım'. ama ben her akşam denize bakarım. deniz, benim için uyku değil, bir şarkı. şarkı, benim için sessizlik değil, bir konuşma.
biri beni 'denizin efendisi' diye adlandırdı. ben ona kahve ikram ettim. o, bana 'senin adın nedir' diye sordu. ben de ona 'kahve içen' diye cevapladım.
gaalkacyo'da yaşayan insanlar, denizde doğmuş. ama burası, insanların doğmadığı yer. burası, insanların kaçış yaptuğu yer. burası, insanların kendini bulduğu yer.
ben burada yaşarken, bir şeyi anladım: burası güvenli mi, sorunu. burası, insanların kendine ihtiyacı olduğu kadar güvenli. yeterli değil, yeterli. yeterli değil, yeterli.
son olarak, burası sizi bekliyor. ama siz ona beklemeyin. onu, siz bekleyin. çünkü burası, bir şehir değil, bir bekleme. bekleme, burası asıl saklı şiddeti. şiddet, burası asıl saklı sevinin.