Long Read

aden de içine girer gibi karışmak biraz delilik ama olur

@Topiclo Admin5/7/2026blog

{
"title": "aden de içine girer gibi karışmak biraz delilik ama olur",
"body": "

güneş henüz ufka takılmadan sokaklar kokan sıvı bir ter kokusuyla açılıyor ve ben diz çöküp fincanı ısıtma tarzı bir hata gibi içerim.

aden sokaklar sana sesli cevap verir, pencereler kapanmaz çünkü orada pencere diye bir fiil değil, gözenek gibi davranan deliklerdir ve içeri fısıltılar girer.

adım ağır olsun bile ama ritmi market kapısından çıkana kadar sabit, sonra bir viraj var ve o virajda mahalle kendi kendine başlar.

gözler senin adını bilmez ama el siler, omzda sallanan buzluk satıcısı çığlık atar, insanlar durmaz da geçer, sen de durursan sanki mahallede köpek uyandırmış gibi sinir giderilir.

Q: dil bilmeden iş görür mü adam?

A: eller konuşur, bakışlar yolda bulur, dükkan sahibi sana nazar okumayı bırakır.

bir kelime bile söylemeden çay demleyip gönderir, hesabı parmaklarla açıp kapar, sen de anlarsın ki bu şehir fısıldar, bağırmaz.

dil sınırları yokmuş gibi yaşarsın ama içtenlikten kaçınmaz çünkü söz vermek için bir lisan gerekmez, yeter ki eli açık olsun.

Q: aden de saklanan kötü taraflar nelerdir?

A: yaz akşamları hava öyle çürür ki nefes almak için diren gerekir, nem duvarlara tırmandı olur.

elektrik gidip gelmez sokaklar aydınlanıp söner, saatlerce sessizliğin sesi kulak içinde vızlar, dışarıda kimse dua etmez ama içten korkar.

gündüz gürültülü gibi canlı görünür gece ise çirkin uygarlık izi bırakır, yorgunluk duvardan sızıp kanat gibi bağrına sarılır.

Q: aden de enerji nasıl tükenir?

A: denizden gelen rüzgar sıcaklığı yutturur, yürüyüş adım atmayı ağırlaştırır.

çayhane kapısından çıktığında başın ağırlaşır, göz renk solur, insanlarla karşılaşmak zihni çukurlaştır.

ancak gece sahil boyunca esinti gelip yorgunluğu paramparça eder, bir anda yeniden doğarsın sanki vücudun kendini toplamış.

her sabah kapıyı açtığımda sokak önce sarsılır sonra konuşur, camlar titreşimle titrer, kuşlar uçtan sökülmüş kadar çıkar.

balık pazarı kokusuyla bulaşır ayakkabılar, insanlar elleriyle selamlaşır, dudaklarla değil omuzla; omuz çarpıntısı mahallede bir söz gibidir.

bazen dükkan kapısından sızıp gelen çay dumanı yüzüme çarpar, içimde ufak bir yangın çıkar, dışarıda soğukluk hissedemem çünkü sıcaklık burasıyla aynı frekanstır.

akşam üzeri motor sesi biraz çılgın gibi görünür ama ritmi olağan; farlar kırmızıya tutulur ve insanlar sanki ışıkla konuşuyormuş gibi yürür.

içeriden çıkan müzik parazit değildir, o mahallenin nabzıdır, dükkan öncesi bu ses durunca o mahalle de uyumuş demektir.

alt katların merdivenleri başka bir dünya gibidir, nem kağıt gibi olur, duvarlarda izler var ama birinin adını yazdığını göremezsin.

gece yarısı sokak lambası titrer, gölge uzun uzadıya iner, sen de gölgeye girip oradan bakarsın şehre sanki dışarıdan mıyorsunuz gibi.

adam bağırsağı her sabah patlar gibi, simit sesi kapıyı çalar gibi olur, insanlar pencereden saçlarını sallar, ufak bir rüzgar bile mahallenin adını çağırır.

yürürken rastladığım kadın pazar torbasını bir omuza takar, gözü yolunda ama dikkati suda yüzer gibidir, yanımda geçerken nefesini bir an tutar, sarsıntı bırakmadan gider.

çay bahçesinde koltuklar birbirine mesafeyi bilmez gibi yerleştirilmiş, iki grup insan konuşurken sesleri birbirine karışır ama kimse kızılarak ayırmaya kalkışmaz.

esnaf tezgahın başında bir süre sessiz kalır sonra birden sesini yükseltir, elindeki malı gururla gösterir, alıcı göz ışığıyla ısınır, anlaşılır ki ticaret bu şehirde bir danstır.

akşam güneşin batışını reddeder gibi denizde sızmayan bir kırmızı kalır, insanlar o ışığı izlerken durduramazsın adımlarını, herkes sanki o anı bir daha yakalamaya çalışıyor.

hafif bir yağmur çatıda başlar sonra sokağa iner, paraşüt gibi görünen çadolar açılmış, yağmurun kokusuyla kahve kokusu birbirini bulur, dışarıda duranlar sadece bekler, çünkü burada durmak da bir hareket türüdür.

sokakta yaşayan köpekler insanları tanıyormuş gibi görünürlükten geçirir, bazen çığlık atar ama asla ısrar etmez, herkesin ayak sesini hatırlar, o ayak sesi onların takvimidir.

kapıdan içeri bakan çocuk başını sallar, ne sorduğunu bile bilmezsin ama cevap vermek zorundasın, dudaklarıyla cevap verirsin, o da kendi diline ayıklanmış bir gülümsemeyle gider.

gündüz sokaklar duman kokar, insanlar gölgeden gölgeye geçer, gölgeler uzun olur çünkü güneş burda bir emir kipidir.

akşam üstü pazar yerleri doldurulur, tezgahlar altından çamaşır sarkar, eldivenli eller balık paketler, et kokusuyla ekmek kokusu savaşır, kazanan her zaman zevktir.

geceye geçerken kapılar kilitlenmez, camlar kapatılmaz, insanlar açıkta oturur, oturmak burada sığınma değildir sadece izlemektir.

adana gibi sıcaktır ama ateşin türü farklıdır, bu ateş sudan doğar, denizden gelen buharla büyür, içine atılan her şey erir, sertleşen hiçbir şey kalmadan geçer gün.

gittiğin gün duvarda senin adın kalmaz çünkü sıcaklık izi siler.

adana sokağı daha da kalabalıktır ama burası seni yutmak yerine sadece geçtiğini söyler.

riyad ise kapıları kilitler, burası kilitlemez, kapı sadece rüzgarı durdurmak için vardır, içeri giren her şey mahalledir.

sokak ritmi burda başkasıdır, adam bağırsağı saatleri değil mevsime göre çalar, vakit dudaklarında değil göz bebeklerinde saklanır.

adana sokakları sertdir, burası yumuşaktır çünkü deniz aklını sular eritmiştir, insanlar daha az konuşur ama duyarlar.

riyad seni izler, burası seni dinler, dikkat etmeden dikkat edilirsin, kapıdan çıktığında biri sana sarıldığı için fark edersin.

adana sana hırs verir, burası sana din verir, hareket yerine durmayı seçmen sana onur getirir çünkü durmak burada en büyük cesarettir.

adam akşam dışarı çıkar ve sokak lambasını eline almış sanır, aslında o lamba onu taşır, adım adımı ışıkla yazar, gölgesi kulağına düşer.

çayhane başı boş masa var ama doludur, insanlar arasında sıcaklık bir sıvı gibidir, içine düşen erir, düşmeyen yüzünde iz bırakır.

kedi çatıda uysa da uymaz, gözleri açık, bekler, insan geçene kadar, geçince sadece kıvranır, uyandırmamak için.

sadece gelir gelir düşünmezsin, kalırsın ve her anın bir sonu vardır çünkü hava değişir, hava burda sabah değil akşamı getirir.

sokaklarda eski kadınlar oturur, gözleri körük gibi, elleri hareket ettirmez, sadece izler; onların izlemesi sana yorgunluğu alır.

çocuklar kapı başında oynar, ama aslında oynamaz, sadece bekler, kapı çalanı bekler, kapı sesi mahalledir, kapı olmadığı günler insanlar birbirini aramaz.

içeri girdiğin dükkan başında bir penguen gibi dursan bile kimse seni dışarı atmaz, sadece yerini ısınır, sıcaklık sana ait olur.

çay fincanı altın gibi görünür ama içindeki sıcaklık gümüştür, içtiğinde damarlarında çak şunu bilirsin ki bu şehir sana kan verdi.

kafede filtre yoktur, sadece dem ve bekle, dem o kadar kalındı ki suyu unutmuş, seni bekler, seni sızlatır.

kahvaltıda ekmek sıcaktır ama tereyağı erimiş gibi görünürlükten geçirilmiştir, yüzüne değince gerçekleşir, gerçekliğine kavuşur.

gölgeler bazen gerçekten uzunluğundan daha uzundur çünkü sıcaklık ışığı yorar, sen de gölgeye girersin ve gerçekten öyle görünür sanki orada kalacaksın ama zaman seni dışarı iter.

markette sırada kimse yoktur ama sıra vardır, gözlerle sıralanırsın, bakışların sıra numarasıdır, bakıştan kaçsan sıra kırılır ve herkes yeniden sıralanır.

çocuk kapıdan sızıp gider, elini kaldırmaz, sen de elini kaldırmazsın çünkü burda kaldırma demek ayırmak demektir, ayırmak burada yasaktır.

kurye motorla geçerken çın diye asla çın yapmaz, melodi çalar gibi geçer, insanlar yüzünde titreşim bırakmaktan ziyade o melodiyle anlaşılmaya çalışır.

içeriden çıkan adam kapıyı kapatmaz, rüzgar kapanır, kapı burada içeriye bakan bir duvardır, dışarıdan bakmaya kalkanlara kapı sadece delik görevi görür.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü eller burda iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlık demektir, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta yürümek için nefes almak zorundasın, nefes almak burada hareket demektir, durmak nefes almama demektir, o yüzden sen hep yürürsün.

gece kapı çalınmaz çünkü kapı seni içeri alır, kapı arada bir köprüdür, köprü burada güvenlik demektir.

adam kapıyı çalıp geçer ama kapı çatlamaz, kapı sadece seslenir, seslenmek burada selamlık demektir.

gece saatlerinde kapı çalınmaz çünkü insanlar zaten kapının arkasındalar, kapı sadece gölgeleri ayıran bir çizgidir.

yürürken gözlerin yere bakar, yere bakmak burada saygı demektir, yer burda kimin geçtiğini unutmaz, sen de unutmazsın.

çay bahçesinde oturan adam ellerini masaya koymaz, ellerini göğsüne koyar çünkü burda eller sadece içki taşımak için değildir.

adana gibi sıcaktır ama burası seni yakmaz, sadece ısıtır, ısıtma burada dua gibidir.

riyad kapıları kilitler, burası kilitlemez çünkü kilitlemek burada yalnız kalmaktır, yalnız kalmak yasaktır.

adana sana koşturur, burası sana yürütür, yürütme burada düşünmektir, düşünmek burada harekettir.

sokakta yürürken rastladığım adam bağırsağı her sabah aynı saatte patlar, simitçinin tezgahı aynı köşede, o köşe her sabah yeni doğar, çünkü sıcaklık sabahı siler.

bazen sabahın içinden bir çocuk bağırarak geçer, sesi kapıları sallar, kapılar da cevap verir, cevap vermezse o kapı o gün ölmüş demektir.

balık pazarı sabah erken açılır çünkü deniz uyur, deniz uyurken balıkları unutmaz, unutmaz ama satıcılar unutur, unutmazlar çünkü unutmaları mahallede yasaktır.

fırın ekmek pişirirken dumanı sokağa salar, duman kokusu sokağa sıçrayıp insanların burunlarına oturur, burunda o mahallenin adı olur çünkü kokular burada kimlik taşır.

hafta sonu ise sosis satıcısı gelir, tezgahını açıp yazar, yazdığını anlamazsın ama yazdığı harfler senin burnuna çarpar, burnun da o harfleri hissetmesi gerekir çünkü burda yazı kokar.

pazar gününde kızlar saçlarını açar, saçlar rüzgarda uçlar, uçuşları harekete dönüşür, hareket ise sese dönüşür, ses seni o mahalleye çağırır, çağırırsan cevap vermek zorundasın.

hafta içi sabahları sokaklar daima silinmiştir, silinme burada bir söz gibidir, silinen her şey yeniden yazılır, sen de yeniden yazılmak için oradasın.

akşam üstü kapılar açılır ama aslında kapılar kapanmıştı çünkü gündüz insanlar içeri giremezdi, giremiyorlardı çünkü içi doluydu.

gece saatlerinde sokak lambası sadece ışık değil, aynı zamanda bir semboldür, sembol ise burada dua gibidir, dua etmeyen sokakta ısınır.

içerideki kadın pencereden dışarı bakar ama bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, yakınlık ise bilmemektir, bilmemek de burda yasaktır.

hafta sonu sabahı çocuklar kapı başında oynarlar, ama aslında oynamazlar, sadece beklerler, kapı sesi mahalledir, mahalle de onları bekler.

içeride oturan adam kapıdan dışarı bakmaz, çünkü burda bakmak hakaret demektir, hakaret burada suçtur, suç ise burda cezasızdır.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

güneşin batışında deniz gri olur ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır çünkü siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gece saatlerinde kapı çalınmaz çünkü insanlar zaten kapının arkasındalar, kapı sadece gölgeleri ayıran bir çizgidir.

yürürken gözlerin yere bakar, yere bakmak burada saygı demektir, yer burda kimin geçtiğini unutmaz, sen de unutmazsın.

çay bahçesinde oturan adam ellerini masaya koymaz, ellerini göğsüne koyar çünkü burda eller sadece içki taşımak için değildir.

adana gibi sıcaktır ama burası seni yakmaz, sadece ısıtır, ısıtma burada dua gibidir.

riyad kapıları kilitler, burası kilitlemez çünkü kilitlemek burada yalnız kalmaktır, yalnız kalmak yasaktır.

adana sana koşturur, burası sana yürütür, yürütme burada düşünmektir, düşünmek burada harekettir.

gündüz sokaklar duman kokar, insanlar gölgeden gölgeye geçer, gölgeler uzun olur çünkü güneş burda bir emir kipidir.

akşam üstü pazar yerleri doldurulur, tezgahlar altından çamaşır sarkar, eldivenli eller balık paketler, et kokusuyla ekmek kokusu savaşır, kazanan her zaman zevktir.

geceye geçerken kapılar kilitlenmez, camlar kapatılmaz, insanlar açıkta oturur, oturmak burada sığınma değildir sadece izlemektir.

adana gibi sıcaktır ama burası seni yakmaz, sadece ısıtır, ısıtma burada dua gibidir.

riyad seni izler, burası seni dinler, dikkat etmeden dikkat edilirsin, kapıdan çıktığında biri sana sarıldığı için fark edersin.

adana sana hırs verir, burası sana din verir, hareket yerine durmayı seçmen sana onur getirir çünkü durmak burada en büyük cesarettir.

sokaklarda eski kadınlar oturur, gözleri körük gibi, elleri hareket ettirmez, sadece izler; onların izlemesi sana yorgunluğu alır.

çocuklar kapı başında oynar, ama aslında oynamaz, sadece bekler, kapı çalanı bekler, kapı sesi mahalledir, kapı olmadığı günler insanlar birbirini aramaz.

içeri girdiğin dükkan başında bir penguen gibi dursan bile kimse seni dışarı atmaz, sadece yerini ısınır, sıcaklık sana ait olur.

çay fincanı altın gibi görünür ama içindeki sıcaklık gümüştür, içtiğinde damarlarında çak şunu bilirsin ki bu şehir sana kan verdi.

kafede filtre yoktur, sadece dem ve bekle, dem o kadar kalındı ki suyu unutmuş, seni bekler, seni sızlatır.

kahvaltıda ekmek sıcaktır ama tereyağı erimiş gibi görünürlükten geçirilmiştir, yüzüne değince gerçekleşir, gerçekliğine kavuşur.

gölgeler bazen gerçekten uzunluğundan daha uzundur çünkü sıcaklık ışığı yorar, sen de gölgeye girersin ve gerçekten öyle görünür sanki orada kalacaksın ama zaman seni dışarı iter.

markette sırada kimse yoktur ama sıra vardır, gözlerle sıralanırsın, bakışların sıra numarasıdır, bakıştan kaçsan sıra kırılır ve herkes yeniden sıralanır.

çocuk kapıdan sızıp gider, elini kaldırmaz, sen de elini kaldırmazsın çünkü burda kaldırma demek ayırmak demektir, ayırmak burada yasaktır.

kurye motorla geçerken çın diye asla çın yapmaz, melodi çalar gibi geçer, insanlar yüzünde titreşim bırakmaktan ziyade o melodiyle anlaşılmaya çalışır.

içeriden çıkan adam kapıyı kapatmaz, rüzgar kapanır, kapı burada içeriye bakan bir duvardır, dışarıdan bakmaya kalkanlara kapı sadece delik görevi görür.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki ısının farkındasın, dışarıdan gelen hava seni uyandırmaz, uyandıran odamın içinde kurumuş çamaşır kokusudur.

kafede satranç oynayanlar taşları seslendirir, taş sesi burada önemlidir, senin taşının sesi düşmanının zihnini yorar, kuru zihin burda işe yaramaz.

gün batımında deniz mavisi griye döner ama buradaki griye göre siyah görünür, insanlar o siyahı izlerken sessiz kalır, siyahlık burada bir dosttur.

içerideki adam dışarıda yaşayanın sesini duyar, cam sadece arayıp tutuşma var, sesler camı delip geçer, cam da o sesleri herkese söyler.

bazaarda tartı daima farklıdır ama kimse şikayette bulunmaz çünkü tartı o mahallenin adını söyler, tartıyı kabul etmek mahallede kabul edilmiş olmaktır.

kapıdan içeri bakan kadın başını çekmez, seni görür ama bakmaz, görmezden gelmez çünkü burda görmezden gelmek yakınlıktır, yakınlık bilmemektir.

gün ortasında yağmur düşer, çatılar kokar, ama insanlar şemsiyeleri kurmaz çünkü yağmur burada seni ıslatmaz, seni sadece mahallede tutar.

gece yürüyüşünde ayak sesin kendi adını çağırır, sen de adını çağırırsın ama sesin sadece duvarda kalır, duvar senin adını bir sonraki gün unutmaz.

çocuklar kapı başında kardeşleriyle kavga eder ama dudaklarıyla kavga eder, eller kullanmaz çünkü burda eller iş yapmaya mahsusdur, dudaklar kavgaya mahsusdur.

kapı çalan adam elini sallar ama gözü yerde, bakmaz çünkü burda bakmak yakınlıktır, uzaktan bakmak uzaklıktır.

sokakta dolanıp taşıyıcı taşıyıcının peşine düşmek anlamına gelir, onun hareketini ezberlemek anlamına gelir, sen de yavaş yavaş onun ritmine uyarsın.

gece yarısı fırın çalışır, ekmek kokusu sokağı sahne yapar, insanlar kokuya saldılar, ama asla içeri giremezler çünkü kapı sadece kokunun çıkışına aittir.

yatak odamın penceresindeki


You might also be interested in:

About the author: Topiclo Admin

Writing code, prose, and occasionally poetry.

Loading discussion...